HZ. MUHAMMED S.A.V. KİMDİR? HZ. MUHAMMED’İN S.A.V. YAŞAMI

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 18:04

HZ. MUHAMMED S.A.V. KİMDİR? HZ. MUHAMMED’İN S.A.V. YAŞAMI

Hz. Muhammet s.a.v. kimdir? Peygamber Efendimiz ne zaman ve nerede doğdu? Peygamberimizin doğumunda asıllaşan mucizeler nelerdir? Peygamberimizin anne, baba ve dedesinin adları nelerdir? Peygamberimizin şemaili ve edebi nasıldı? Peygamberimize ilk vahiy nasıl geldi? Peygamberimizin konutlulukları ve konutluluk yaşamı nasıldı? Peygamberimizin katıldığı savaşlar sırasıyla hangileridir? Peygamberimizin günlük yaşamı ve imanı nasıldı? Peygamber Efendimiz nasıl ölüm etti? Peygamberimizin mezarı nerededir? İşte Allah’ın elçisi: Hz. Muhammed’in s.a.v. yaşamı…

Allah’ın son elçisi: Hz. Muhammed’in s.a.v. kısaca yaşamı…

HZ. MUHAMMED’İN S.A.V. KISACA YAŞAMI

Hz. Muhammed s.a.v. 571 senesinde Mekke’de doğdu. Doğmadan evvel babası Abdullahı; 6 yaşındayken annesi Âmine’yi kaybetti. Sonra dedesi Abdulmuttalib’in himayesine girdi. Dedesinin ölümünden sonra amcası Ebû Talib’in yanında yetişti. Ufak yaşlardan itibaren ticarete atıldı. Mekke’de yaşayan ve puta tapan insanlara karşı çıktı. Peygamber olmadan evvel insanlar arasında hoş edebi, içtenliği, adâleti ile tanınarak “el-Emîn: En emniyetli şahıs” sıfatını aldı.

25 yaşında iken Hz. Hatice ile evlendi. Hz. Hatice’den Kasım, Abdullah, Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fatıma isminde 6 çocuğu oldu. Kasım ve Abdullah ufak yaştayken ölüm etti.

Ara gizeme yanına azığını alarak Nur Dağı’ndaki Hira Mağrası’nda inzivaya çekilirdi. 610 yılında Ramazan ayının 17. günü Hira Mağrası’da vahiy meleği Cebrail a.s. geldi ve ona ilk vahiy oku emrini verdi. Böylece Hz. Muhammed‘e s.a.v. 40 yaşında peygamberlik verilmiş oldu.

Peygamber Efendimiz, şartnameye en yakınlarından başladı. O’na ilk eşi Hz. Hatice sonra kızları iman etti. Ardından Hz. Ali daha sonra Zeyd bin Harise ve Hz. Ebubekir iman etti.

İnsanlar arasındaki denksizliği gideren, hakı koruyan İslam dini daha çok yoksul insanlar ve köleler arasında kabul gördü. Müslümanların rakamını günden güne arkasıydı. İlk Müslümanlar Mekkeli putperestlerin hakâret, alay, işkence, eziyet ve boykot gibi makûs tutum ve tutumlarına mâruz kaldı.

Müslümanlar Mekke’de oturamayacak hâle geldikleri zaman Allah’ın izniyle Peygamber Efendimiz ve ashabı 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret etti. Hz. Ebubekir, Peygamber Efendimiz’in yol dostu oldu.

Medineli Müslümanlar Ensar Mekkeli göçmenleri çok iyi karşıladılar. Ensar ile göçmenler kardeş bülten edildi. Böylece Medine İslam Devleti heyetti.

İslam Devleti’nin kurulmasıyla müşrikler Müslümanlara saldırmaya başladı. 624 senesinde müşriklerle yapılan ilk savaş olan Bedir Savaşı’nı Müslümanlar kazandı. Mekkeli müşrikler Bedir Savaşı’nın intikamını almak için Medine üzerine yürüdüler. 625 senesinde yapılan Uhud Savaşı’nda Peygamberimizin görevlendirdiği okçuların yerini terk etmesiyle Hz. Hamza ile beraber 70 sahabe şehit oldu. İki taraf birbirine üstünlük kuramadığı için Mekkeli müşrikler büyük bir efor toplayarak tekerrür Medine üzerine yürüdüler. Peygamber Efendimiz bunu haber alınca Selman-ı Farisi’nin önerisi ile Medine’nin çevresine hendekler kazdırdı. 627 senesinde yapılan Hendek Savaşı’nda müşrikler kayıplar vererek çekildiler.

628 senesinde Müslümanlar hacca gitmeye karar verdiler. Bundan huzursuz olan Mekkeliler buna izin vermek istemediler. 628 senesinde imza atılan Hudeybiye Uyuşması ile Mekkeli müşrikler Müslümanların varlığını resmen tanıdı.

628 senesinde Müslümanlar Hayber’i fethetti. Hayber’in fethi ile Şam ticaret yolu Müslümanların eline geçti. Müslümanlar, Bizans ile ilk kez 629 senesinde Mute’de savaştılar.

630 senesinde Mekke’nin fethi gerçekleşti. Mekke’nin fethinden sonra Arap yarımadası süratli bir biçimde Müslümanların hakimiyeti altına girdi. Müslümanlar ve putperest Arap kabileleri arasında 630 senesinde asıllaşan Huneyn Savaşı’nı Müslümanlar kazandı. Hz Muhammed’in s.a.v. son seferi ise 631 senesinde Tebük’e oldu.

Hz. Muhammed s.a.v. son kez Müslümanlarla birlikte 632 senesinde hacca gitti ve buna Veda Haccı ismi verildi. Veda Haccı’nda 100 bin Müslümana veda kalitesinde konuşan Hz. Muhammed s.a.v. 632 senesinde Medine’de ölüm etti. Mezarı Medine’de Ravza-ı Mutahhara’da bulunmaktadır.

Allah’ın son elçisi: Hz. Muhammed’in s.a.v. uzunca yaşamı…

PEYGAMBERİMİZ NEREDE VE NE ZAMAN DÜNYAYA GELDİ?

Hz. Muhammed s.a.v. Fil Vak‘ası’ndan 50 veya 55 gün sonra 20 Nisan 571 Pazartesi günü et-Taķvîmü’l-Arabî, s. 33-44 Adnânîler’in ana yurdu kabul edilen Mekke’de dünyaya geldi.

PEYGAMBERİMİZİN DOĞUMUNDA ALANA GELEN MUCİZELER

Resûlullâh’ın kâinâtı teşrîf ettiği mübârek gecede bâzı hârikulâde hâller vukû bulmuştur. Bu mûcizelerden birkaçı şöyledir:

Hazret-i Âmine’nin bildirdiğine göre kendisi, ne hâmileliği ne de doğum esnâsında hiçbir zahmet sürüklememiş ve Allâh Rasûlü dünyâya kazançken doğu ile batı arasını aydınlatan bir nûrun kendisinden çıktığını görmüştür. Peygamber pak bir biçimde, ellerini yere yaslayarak doğmuş ve başını semâya kaldırmıştır.İbn-i Sa’d, I, 102, 150. O anda iblis, hayâtında hiç olmadığı kadar büyük bir çığlık koparmıştır. İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 271. İran başkadısı ve din adamı Mûbezân, rüyâsında birtakım serkeş develerin bir sürü yürük atları önlerine katarak Dicle nehrini geçtiklerini, İran topraklarına dağıldıklarını görmüştür. Semâve Vâdisi’ni su basmıştır. Kisrâ’nın sarayından 14 kolon devrilmiştir. İranlıların, tapınaklarında bin seneden beri hiç sönmeden yanan ateşleri sönmüştür. İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 273. Peygamberimizin Zuhurunu Müjdeleyen Haber ve Hadiseler Peygamberimizin Doğumunda Alana Gelen Mucizeler hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ÇOCUKLUĞU

Doğumundan iki ay evvel babası, altı yaşındayken de annesi vefât etti. Annesi ölüm ettikten sonra Hz. Muhammed’i s.a.v. dedesi Abdülmuttalib himaye etti. Abdülmuttalib, Hz. Muhammed’e s.a.v. gereken ihtimamı gösterdi. Yanından hiç ayırmadı, ona baba şefkati ve sevgisine eksikliğini sezdirmedi. Abdülmuttalib vefatından evvel, sekiz yaşında olan Hz. Muhammed’in s.a.v. bakımını oğlu Ebû Tâlib’e vasiyet etti. Ebû Tâlib, Hz. Muhammed’i s.a.v. çocuklarından daha fazla beğendi, onun talihli olduğuna inandı ve iyi yetişmesi için çaba sarfetti. Peygamber Efendimiz’in ikinci annem dediği hanımı Fâtıma bint Esed r.a. de ona kendi çocuklarından daha çok alâka gösterdi. Ebû Tâlib nübüvvetten sonra da yeğeninin yanında yer aldı ve kendisini gözetmek için elinden geleni yaptı.

Peygamberimizin Gençliği Peygamberimizin Çocukluğu hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN KONUTLULUK YAŞAMI

Hz. Muhammed’in s.a.v. ilk hanımı, Hz. Hatice validemizdir. Sevgili Peygamberimiz ilk konutluluğunu Mekke’de yaptığı sırada yirmi beş yaşında, Hz. Hatice annemiz kırk yaşındaydı. Hazret-i Muhammed’in s.a.v Hatîce validemiz ile izdivâcından Kasım, Zeynep, Rukıyye, Ümmü GülsümFatıma ve Abdullah; Hazret-i Mariye ile izdivâcından ise İbrahim dün­yâya geldi. Efendimiz’in husûsî hallerinden birisi, âile yaşamı ve konutluluğu idi. Onun çok evlenmesinin neden ve hikmetleri vardı. Peygamber Efendimizin değişik hanımları;

Sevde Binti Zema, Hz. Ayşe, Zeynep Binti Huzeyme, Meymûne Binti Haris, Hafsa Binti Ömer, Zeynep Binti Cahş, Safiye Binti Huyey, Cüveyriye Binti Haris, Ümmü Süzüntüye ve Ümmü Habîbe r.a. validemizdir.

Peygamberimizin Çocukları Peygamberimizin Konutluluk Yaşamı hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’E İLK VAHİY NASIL GELDİ?

Cihanların varlık nedeni Peygamber Efendimiz, nezih bir gençlik ve ulvî bir âile hayâtı ile sergi­lediği müstesnâ müthişliklerin ardından, kırk yaşlarında iken peygamberlik mevkisine nâil oldu. Kırk yaşına altı ay kala, ilâhî kudret O’na Mekke’deki Hirâ Mağarası’nı kudsî bir okul olarak açtı.

Mübârek Ramazan ayının 17. günüydü. İbn-i Sa’d, I, 194. Resûl-i Ekrem Efendimiz, mûtâdı üzere Hirâ Mağarası’nda idiler. Cebrâîl a.s. geldi ve Hazret-i Peygamber’e:

–Oku!” dedi. Peygamber Efendimiz:

–Ben okuma öğrenmem!” karşılığını verdi. Bunun üzerine melek, Hazret-i Peygamber’i tâkati kesi­linceye kadar sıktı. Sonra yeniden:

–Oku!” dedi. Efendimiz yeniden:

–Ben okuma öğrenmem!” cevâbını verdi. Cebrâîl a.s. ikinci kez O’nu tâkati kesilinceye kadar sıktı. Sonra tekerrür:

–Oku!” dedi. Hazret-i Peygamber yeniden:

–Ben okuma öğrenmem! Ne okuyayım?” dedi. Cebrâîl a.s. Hazret-i Peygamber’i üçüncü defâ da sıkıp vazgeçti.

Ardından vahy-i ilâhîyi kendisine şöyle bildirdi:

اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِى خَلَقَ . خَلَقَ اْلاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ . اِقْرَاْ وَرَبُّكَ اْلاَكْرَمُ . اَلَّذِى عَلَّمَ بِالْقَلَمِ . عَلَّمَ اْلاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

“Yaratan Rabbinin ismiyle oku! O, insanı bir aleka’dan yarattı. Oku, Rabbin nihâyetsiz kerem sâhibidir. O, kalemle yazmayı öğretti. İnsana öğrenmediği şeyleri öğretti.” el-Alak, 1-5

Bu emr-i ilâhî ile Allâh’ın Resûlü’nün bireyinde tam insanlığa Rabbin en büyük lutfu olan Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûlü başlamış oldu.

Peygamberimize Gelen İlk Vahiy hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN TEBLİĞİ

Resûlullah, güç koşullar altında Peygamberlik misyonuna başladı. İnsanlara doğru yolu göstermek için pek çok kasvetlere direndi. Yeryüzüne îmânı, adâleti, acımayı, muhabbeti yerleştirmek için çalıştı. İnsanların hem dünyalarını hem de ebedî olan Âhiret yaşamlarını kurtarmak için kendisini helâk edercesine büyük bir çaba gösterdi.

Peygamber Efendimiz, İslâm’a dâvet ederken en yakınlarından başlamış, zaman ve mekâna göre davranmış, muhâtabının hâlet-i rûhiyesini ve kavrayış seviyesini korumuş, tedrîcîliğe riâyet etmiş, bulduğu her fırsatı değerlendirmiş, hiçbir zaman güçleştirmemiş, dâimâ basitleştirmiş, hep müjdelemiş, aslâ nefret ettirmemiştir.

Peygamberimizin Şartnameyi hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGEMBERİMİZİN HİCRETİ

Hicret, Allah’ın izniyle Hz. Muhammed s.a.v. ve ashabının, cefa ve baskılardan kurtulmak için 622’de Mekke’den Medine’ye göç etmelerine verilen addır.

İkinci Akabe Bey’ati’nden sonra müşrikler, Müslümanların sığınıp kendilerini gözetecek bir yere hicret edeceklerini bilince, yaptıkları işkenceleri büsbütün artırdılar. Müslümanlar bu dayanılmaz eziyetler nedeniyle Mekke’de oturamayacak hâle geldikleri için, hâllerini Peygamber Efendimiz’e talep ettiler ve hicret için izin istediler.

Allâh Resûlü, Allâh’ın izni ile Müslümanlara Medîne yollarını işâret etti ve şöyle emretti:

“Bundan böyle sizin hicret edeceğiniz kentin, iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi.” Buhârî, Kefâlet, 4

Onlara Ensâr ile, yâni Medîneli Müslüman kardeşleriyle kucaklaşmalarını buyurdu ve:

Allâh Teâlâ sizin için kardeşler ve huzur bulacağınız bir diyâr lutfetti!” emretti.

Bundan sonra Müslümanlar, müşriklere sezdirmeden hazırlandılar, birbirlerine destek ederek saklıca hicret etmeye başladılar.

Hicrete İzin Verilmesi ve Medine’ye Hicret Medinetün Nebi ve Medine Sözleşmesi Nedir? Peygamber Efendimiz’in Medine’ye Hicreti hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN MUCİZELERİ

Hz. Peygamber’in, peygamberliğini delil eden mûcizeler genellikle üç başlık altında araştırılır.

1- Mânevî Aklî Mûcîze Olan Kur’ân Mûcizesi

2- Hissî Mûcizeler

Bir gecenin çok kısa bir anında Mescid-i Harâm’dan, Mescid-i Aksâ’ya gitmesi ile başlayan isrâ ve mi‘rac mûcizesi el-İsrâ 17/1. Ayın iki parçaya bölmesi Buhârî, “Menâkıb”, 27; Müslim, “Münâfikun” 46 Taşın Hz. Peygamber’le konuşması Müslim, “Fezâil”, 2. İlk zamanlar yanında hutbe okuduğu hurma kütüğünün, minber yapıldıktan sonra, Hz. Peygamber’in minbere çıkışında inlemeye başlaması, bunun üzerine Hz. Peygamber’in ona yanaşarak okşar gibi elini dolaştırması ve kütüğün susması Buhârî, “Menâkıb”, 25. Hayber fethinde bir Yahudi kadının, Hz. Peygamber’i öldürmek emeliyle, ona kızartılmış zehirli koyun eti sunması üzerine, kendisinin zehirli olduğunu koyunun haber vermesi Buhârî, “Tıb”, 55; Müslim, “Selâm”, 18; Ebû Dâvûd, “Dıyât”, 6.

3- Haber Biçimindeki Mûcizeler

Hz. Muhammed’in s.a.v. Mûcizeleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN SAVAŞ VE GAZVELERİ

Bedir Savaşı Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Bedir Muharebesi veya Bedir Savaşı, 13 Mart 624 17 Ramazan 2 H. tarihinde Müslümanların, Mekkeli müşriklerle yaptığı ilk savaştır.

Müşriklerin rakamı 950 veya bin idi. Surat veya iki suratı atlı, yedi suratı develiydi. Çoğu zırhlıydı. Kureyş’in tam büyükleri gelmişti. Yanlarına şarkıcı câriyelerini de aldılar, defler çaldırarak ve Müslümanları iftirayan şiirler okutarak yola çıktılar.[2]

Hicretin ikinci seneyi, Ramazan ayının on ikisiydi. Allâh Resûlü, Abdullâh bin Ümm-i Mektûm’u namazları kıldırmak üzere Medîne’de vekil vazgeçerek 313 karakter ordusuyla kent­den çıktı. Bunların 64’ü Muhâcir, gerisi Ensâr’dandı. Üçü atlı, yetmişi develi, ötekileri de yaya idiler.

Nihayetinde iki efor arasında vuku bulan Bedir Savaşı, mü’minlerin galibiyetiyle neticelendi.

Uhud Savaşı Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Uhud Muharebesi veya Uhud Savaşı hicretin üçüncü senesinde, 23 Mart 625 7 Şevval 3 H. Cumartesi günü vuku buldu. Bu savaş Mekkeli müşrikler tarafından Bedir Savaşı’ndaki kayıplarının öcünü almak ve Müslümanların yükselen eforunu kırmak için yapıldı. 70 sahabinin şehit düştüğü Uhud Savaşı’da Peygamber Efendimiz’in amcası, Allah’ın arslanı Hz. Hamza da şehit oldu.

Hendek Savaşı Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Hendek Muharebesi veya Hendek Savaşı 31 Mart 627 5 H. tarihinde Yesrib’in günümüzde Medine Mekkeli müşrikler ve Beni Kureyza Yahudileri tarafından sonraki 27 gün süresince abluka etilmesidir. Hendek Savaşı Müslümanların Mekkeli müşrikler arasındaki üçüncü ve son muharebedir.

Hudeybiye Antlaşması Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Hudeybiye Antlaşması ya da Hudeybiye Sulhı, 628 seneyi 6 H. martında Medineli Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında yapılan sulh antlaşmasıdır. Hudeybiye Sulh Antlaşması ile Mekkeli müşrikler, Müslümanların siyasî varlığını resmen kabul etti.

Hayber’in Fethi Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında yapılan Hudeybiye Muâhedesi’ni, görünüşteki gidişatıyla İslam cephesinin güçsüzlüğüne hücumdan münafıkların bu davranışına Hayber Yahudileri de katılmıştı. Hz. Ali’nin büyük kahramanlıklar gösterdiği Hayber’in fethi 628 senesinde hicretin 7. seneyi Muharrem ayı sonlarında gerçekleşti.

Mute Savaşı Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

İslam devletinin Medine’de kurulmasından sonra 629 senesinde 8 H. Müslümanlarla Rumlar arasında yapılan ilk savaş.

Mekke’nin Fethi Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Peygamber Efendimiz, 1 Ocak 630 senesinde 10 Ramazan 8 H. 10 bin karakter bir ordu ile Medine’den çıktı. Dört koldan Mekke’ye giren İslam ordusu, 11 Ocak 630 senesinde 20 Ramazan 8 H. ciddi bir direnişle karşılaşmadan bu kutlu beldeyi fethetti.

Huneyn Gazvesi Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Huneyn Gazvesi veya Huneyn Savaşı, hicretin sekizinci senesinde, Mekke’nin fethinden on altı gün sonra pagan Hevâzin ve Sâkif kabileleriyle 27 Ocak 630 senesinde 8 Şevval 8 H. Huneyn vadisinde alana geldi.

Tebük Seferi Ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Hz. Peygamber’in emriyle 631 senesinde 9 H., Şam’da bir araya gelen 40 bin karakter Bizans ordusuna karşı çarpışmak üzere Medine’den Tebük’e 30 bin karakter İslam ordusu sevk edildi. Bizans ordusu geri çekildiği için savaş yapılmadı. Tebük seferi, İslam devletine politik ve askeri anlamda galibiyet kazandırdı.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ŞEMÂİLİ

Peygamberimizin nezaketi altında yetişen üvey oğlu Hind b. Ebû Hâle, Resûl-i Ekrem’in şemâilini şöyle tarif eder:

“Allah’ın elçisi kocaman yapılı ve heybetliydi. Suratı ayın on dördü gibi parlaktı. Uzuna yakın orta boylu, büyükçe başlı, saçları hafif dalgalıydı. Saçı bazan kulak memesini geçerdi. Rengi nûrânî beyaz, alnı sarih, kaşları hilâl gibi ince ve sıktı. Burnu ince, hafifçe kavisliydi. Sakalı sık ve gür, yanakları düzdü. Bütün uzuvları birbiriyle geçimli olup ne cılız ne de kiloluydu. Göğsü ile iki omuzunun arası genişçe, mafsalları kalıncaydı. Bilekleri uzun, avucu genişti. Yürürken ayaklarını yere sert vurmaz, serinkanlı fakat süratli ve vakarlı yürür, eğilimli bir yerden iniyormuş görünümü verirdi. Bir tarafa döndüğünde tam bedeniyle dönerdi. Konuşmadığı zaman daha çok yere doğru bakar ve dalgın görünürdü. Dostlarıyla yürürken onları öne geçirir, kendisi arkadan yürürdü. Yolda karşılaştığı kimselere evvel o selâm verirdi.” İbn Sa‘d, I, 422; Taberânî, XXII, 155-156; Beyhakī, II, 154-155; Heysemî, VIII, 273-274; ayrıca bk. HİLYE; ŞEMÂİL

Hilye-i Şerif Nedir? Hilye-i Şerif’in Erdemleri Nelerdir? hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN NEZAKETI

Hz. Peygamber Kıyamet’e kadar gelecek insanlara misal bir kişilik, tavırlarından ders alınacak bir kılavuz olarak sevk edildiği için el-Ahzâb 33/21 yaşamın her istikametini içeren üstün bir ahlâkla donatılmıştır. el-Kalem 68/4 Devlet başkanlığından aile reisliğine kadar her sahada üstün bir ahlâk ortaya koymuştur.

Hz. Ayşe, Resûlullah’ın ahlâkının Kur’an’dan ibaret olduğunu belirtmiş Müslim, Müsâfirîn, 139, Hz. Peygamber de Cenâb-ı Hak tarafından en hoş biçimde eğitildiğini ifade etmiştir. Münâvî, I, 429 Resûl-i Ekrem hoş ahlâk üzerinde özellikle durmuş, ahlâkî faziletleri bitirmek için sevk edildiğini söylemiş el-Muvaŧŧa, “Ĥüsnü’l-ħuluķ”, 8; Müsned, II, 381 ve suratını hoş yarattığı gibi mizacını da hoşlaştırması için Allah’a dua etmiş Müsned, I, 403; VI, 68, 155, muhteşem imanın hoş ahlâklı olmakla sağlanabileceğini bildirmiştir. Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; Tirmizî, Rađâ, 11 Onun başkalarına nasihat ettiği ahlâk prensiplerini yaşamı süresince uygulaması Buhârî, Riķāķ, 18 bu prensiplerin daha çok özümsenmesini sağlamıştır.

Peygamberimizin Hoş Edebi hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN AHLAK VE TERBİYEYİ

Hz. Peygamber, herkese değer katar ve hiçbir biçimde terbiyeyi ilgisizlik etmezdi. Gördüğü insanlara ayırım yapmadan evvel o selâm verir, erkeklerle tokalaşır, muhatabı elini vazgeçmedikçe o da vazgeçmezdi. Karşısındakine tam bedeniyle dönerek konuşur ve muhatabı suratını çevirmedikçe Resûl-i Ekrem de çevirmezdi. Tirmizî, Śıfatü’l-ķıyâme, 46 İnsanlara hoş laf söyler, güleryüz gösterir ve böyle davranmanın sevap olduğunu söylerdi. Buhârî, Śulĥ, 11, Edeb, 68; Tirmizî, Birr, 36 İki şeyden birini yapmakta özgür vazgeçildiğinde basit olanı seçim ederdi. Buhârî, Menâķıb, 23; Müslim, Feżâil, 77 Kendisi binek üzerindeyken yanında bir başkasının yaya yürümesinden rahatsızlık dinlerdi. Ebû Dâvûd, Edeb, 127, 128; Nesâî, İstiâźe, 1

Kendisini konutlarına davet edenleri kırmaz ve gönüllerinin güzel olması için orada nâfile namaz kılardı. Bkocamanın yanlış bir tavrını veya uygun olmayan giysisini gördüğü zaman utandırmamak için ona kusurunu söylemez, bu ihtarı başkalarının yapmasını seçim ederdi. Ebû Dâvûd, Tereccül, 8; Edeb, 4 Ağzından çirkin laf çıkmaz, ahlâkı hoş olanın hayırlı insan olduğunu söylerdi. Buhârî, Edeb, 38 Yaşamında hiçbir bayanı ve köleyi hırpalamamış, bireyine yapılan haksızlıktan dolayı intikam almamıştı. Müslim, Feżâil, 79 On sene süresince hizmetinde bulunan Enes b. Mâlik’e bir kere dahi kızmamış, yaptığı bir yanılgı yüzünü onu fırça atmamıştı. Müslim, Feżâil, 51 Son derece ahlaklıydı ve hayânın imandan olduğunu söylerdi. Bir şeyden sevmediğinin ancak suratından anlaşıldığı, hanımların bazı özel hallerine dair sordukları suallere yanıt verirken oldukça zorlandığı belirtilmektedir. Buhârî, Ĥayıż, 13, 14, Śalât, 8, Menâķıb, 23, Edeb, 72, 77

Peygamberimizin Ahlak ve Terbiyeyi hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ACIMAYI

Resûl-i Ekrem, Müslümanlara karşı çok acımalıydı. Yaptığı bazı nâfile imanları onların da heyecanla ifa ettiğini görünce bunların farz kılınabileceğini ve neticede Müslümanların güç vaziyette kalacağını düşünerek bu cins imanları yapmaktan bırakırdı. Buhârî, Teheccüd, 5 Çocuklara da baki bir şefkat gösterirdi; onları kucaklayıp öper, bağrına basardı. Buhârî, Cenâiz, 32 Duada bulunması için kucağına verilen bebeklerin üstünü lekelemesini umursamaz. Buhârî, Vuđû, 59, kız ve erkek torunlarını omuzuna alıp mescide gider, hatta onlar omuzunda iken namaz kılardı. Buhârî, Śalât, 106 Namaz sırasında ağlayan bir çocuğun sesini dinleyince namazı ivedi kıldırırdı. Buhârî, Eźân, 65 Bayanların hiçbir biçimde incitilmesini istemezdi. Kur’ân-ı Kerîm’de onun müminlere olan düşkünlüğünden, şefkat ve acımasından laf edilmiş, Müslümanların kasvete uğramasının onu çok üzdüğü bildirilmiştir. et-Tevbe 9/128

Peygamberimizin Şefkat ve Acımayı hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN CÖMERTLİĞİ

Hz. Peygamber, son derece cömertti. Kendisinden bir şey istendiği zaman gereksinimi de olsa verirdi. Bir keresinde yamaçta dağılan koyun sürüsünü görüp birkaç koyun isteyen bedevîye tam sürüyü vermişti. Buhârî, “Cenâiz”, 28; “Edeb”, 39

Düşmanları dahi Resûl-i Ekrem’in üstün kişiliğini methetmek zorunda kalırdı. Ebû Süfyân, ticaret için gittiği Suriye’de Bizans İmparatoru Herakleios’un Peygamber hakkındaki suallerine yanıt verirken onun en besbelli özelliklerinin doğruluk, namus, ahde sadakat ve itimada riayet olduğunu söylemişti. Buhârî, Bedü’l-vaĥy, 7

Peygamberimizin Cömertliği hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN GÜNLÜK YAŞAMI 

Hz. Peygamber, Mekke’de evvel dedesinin, ardından amcasının himayesinde gelişmişti. Bir ara çobanlık yapmış ve ticaretle uğraşmış, nihayet zengin bir hanım olan Hz. Hatice ile evlenmişti. Medine’ye hicret ettiğinde rastgele bir mülk varlığı yoktu. Değişik göçmenler gibi o da bir süre ensarın desteğiyle geçindi. Bedir Gazvesi’nden sonra nâzil olan ve ganimetlerin beşte birinin Allah’a, Allah’ın Resulüne, onun akrabalarına, öksüzlere, fakirlere ve yolculara ait olduğunu bildiren âyet el-Enfâl 8/41 Peygamber ailesinin başlıca uyum yolunu tanımlamış oldu.

Resûl-i Ekrem’e büyük hayranlık dinleyen, Uhud Gazvesi’nde Mekkeliler’e karşı onun yanında savaşan, bu savaşta can vermesi halinde Benî Nadîr arazisindeki hurma bahçelerinin tasarrufunu Resûlullah’a vazgeçtiğini bildiren Yahudi din âlimi, mühtedî sahâbî Muhayrîķ en-Nadrî, Uhud Gazvesi’nde can verince bahçelerinin kazancı Resûl-i Ekrem’e kaldı. Mekkelilerle saklı bir uyuşma yapan Benî Nadîr Yahudilerinin Medine’den sürgün edilmesi üzerine Hz. Peygamber ailesinin senelik uyumuna yetecek kadar ölçüyü onların topraklarında yetişen mahsullerden almaya başladı. Buhârî, Meġāzî, 14; Nafaķāt, 3 “Fey” denilen bu cins kazançlara fethedilen yerlerden alınan bazı mülkler, Hayber ve Fedek arazilerinden gelen senelik mahsulün emin bir ölçüyü de ilâve edildi.

Günlük Yaşamta Yapılacak Sünnetler hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ZÜHDÜ

Böylece Medine’ye geldikten bir süre sonra maddî imkânlara kavuşan Resûl-i Ekrem mülkünü Müslümanların ihtiyaçlarına tüketir, kendisi son derece ağırbaşlı bir yaşam sürerdi. Rızkının ailesine yetecek kadar olmasını ister, canı ve mülkü emniyette, bedeni sağlıkta, günlük besini yanında bulunan kimseyi bahtiyar sayardı. Buhârî, Riķāķ, 17; Tirmizî, Zühd, 34 Yatağının suratı tabaklanmış tenden, içi de yumuşak hurma lifindendi Buhârî, Riķāķ, 17 Daha çok bir hasırın üzerinde uyur, hasırın bedeninde iz vazgeçmesi sahâbîlerini üzdüğü halde kendisi buna aldırmazdı. Tirmizî, Zühd, 44

Peygamberimizin Zühd Yaşamı hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN KOMŞULUK İLİŞKİLERİ

Konutunin, ailesinin işlerini kendi görür, bu mevzuda kimsenin dayanağını kabul etmezdi. Konutta bulunduğu saatlerde konut işlerine dayanakçı olurdu. Müsned, VI, 256 Önüne getirilen yemekte hata aramazdı; güzeline giderse yer, gitmezse yemezdi. Buhârî, Etime, 21 Yakınında bulunanlara ve komşularına karşı lutufkârdı. İyi bir mümin olabilmek için komşularına iyi davranmak, onları rahatsız etmemek, kendisi için istediğini onlar için de istemek, komşusunun güvenini kazanmak, pişirdiğinden komşusuna ikram etmek gerektiğini söylerdi. Buhârî, Menâķıbü’l-enśâr, 20, Nikâĥ, 80, Edeb, 31; Müslim, Îmân, 71-75, Birr, 142; Tirmizî, Birr, 28

Peygamberimiz Komşularına Nasıl Davranırdı? hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN YAPTIĞI İBADETLER

Hz. Peygamber, iman etmekten derin bir zevk alır, İslâmiyet’in esası olan namaz, zekât, hac ve oruç gibi imanlara büyük umursardı. Buhârî, Îmân, 2 Bazan ayakları şişinceye kadar namaz kıldığı olurdu. Buhârî, Riķāķ, 20 Bazan her namaz için abdest alır, bazan da bir abdestle birkaç namaz kılardı. Farzlardan evvel veya sonra sünnet namazları kılar, sabah namazının sünnetine hepsinden fazla ihtimam gösterirdi. Buhârî, Eźân, 14, 16, Teheccüd, 27; Müslim, Müsâfirîn, 94, 96, 105, 304

Gecenin bir kısmını yatar ve dinlenir, özellikle son üçte birinde uyanıp doğrulur ve semana bakarak Âl-i İmrân Sûresi’nin son on bir âyetini okur, ardından sonuncusu vitir olmak üzere dokuz, on bir veya on üç rek‘at namaz kılardı. Buhârî, Teheccüd, 10, 16, Tefsîr, 3/17-20; Müslim, Müsâfirîn, 105, 121 Yolculuk sırasında bineğinin üzerinde de nâfile namaz kılardı. Ramazan ayının son on gününde mescidde itikâfa çekilerek tam zamanını imanla geçirirdi. Buhârî, İtikâf, 1, Taķśîr, 7-10; Müslim, Müsâfirîn, 69, 74, 78, 79, 143

Resûl-i Ekrem, Ramazan dışındaki oruçlarında bazan bir ay süresince hiç oruç yakalamayacağını düşündürecek kadar oruca ara verir, bazan da oruca hiç ara vermeyeceği sanılacak kadar uzun süre oruç meblağdı; ancak Şâban ayının tamamına yakınını oruçlu geçirirdi.

Zaman zaman hiç iftar etmeden ardarda oruç meblağ savm-i visâl, bu sırada kendisini Cenâb-ı Hakk’ın yedirip içireceğini söyler, ancak açlığa direnemeyecekleri bahanesiyle başkalarının bu biçimde oruç yakalamasına izin vermezdi. Buhârî, Śavm, 20, 48-50, 52, 53; Müslim, Śıyâm, 55-61, 172-180 Zekâta tâbi olacak kadar bir mülkü evinde iki üç günden fazla yakalamadığı için hiçbir zaman zekât mükellefi olmadı. Yaşamının son senesinde Vedâ haccı diye öğrenilen ilk ve son haccını yaptı. Her sene Ramazan ayında Cebrâil ile o güne kadar inen âyetleri birbirlerine okurlardı. Buhârî, Feżâilü’l-Ķurân, 7 Resûl-i Ekrem, her gün Kur’ân-ı Kerîm’in bir kısım sûrelerini, uyumadan evvel Secde ve Mal veya İsrâ ve Zümer Sûrelerini okurdu. Tirmizî, Feżâilü’l-Ķurân, 9, 21 Kendisi veya bir başkası rahatsızlandığı zaman ise Muavvizeteyn gibi bazı sûre ve âyetleri okurdu. Müslim, Selâm, 50, 51

Allah’ı her vaziyette anıp zikreden Hz. Peygamber’in Müslim, Hayıż, 117 günlük dua ve zikirleri vardır. Her gün yetmiş kereden fazla tövbe ve istiğfar ettiğini söyler, yerken ve içerken, evine girerken ve çıkarken, uyurken ve kalkarken, kıyafetini değiştirirken muhtelif dualar okurdu. Dua etmek için emin bir zamanı seçmemekle birlikte gündüz ve gecenin muhtelif saatlerinde, özellikle geceleyin iman etmek için kalktığında ve ‘Bakī Kabirliği’na gittiğinde uzun uzun dua ederdi. Buhârî, Teheccüd, 1, Daavât, 3; Müslim, Źikir, 42; Nesâî, Cenâiz, 103

Resûl-i Ekrem’in imanları miktarlıydı. Ashabına eforlarının yettiği kadar iman yapmayı nasihat eder, Allah katında en bedelli imanin az da olsa sürekli yapılanı olduğunu söylerdi. Buhârî, Îmân, 43, Śavm, 52; Müslim, Müsâfirîn, 215-221 Bir gecede Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmek, sabaha kadar namaz kılmak, Ramazan dışında tam bir ay oruç yakalamak gibi bir âdeti yoktu. Müslim, Müsâfirîn, 139; Nesâî, Ķıyâmü’l-leyl, 17

Peygamberimizin Duaları Peygamberimizin İman Yaşamı hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ŞAHSİYETİ VE NÜBÜVVETİ

Allah Resûlü, mürüvvet itibârıyla kavminin en üstünü, soy itibârıyla en iftiharlısı, ahlâk bakımından en hoşu idi. Komşuluk hakkına en ziyâde riâyet eden, hilim ve sadâkatte en üstün olan, insanlara makûsluk ve işkence etmekten en uzak duran O idi. Hiç kimseyi ayıplayıp kınadığı, hiç kimseyle münâkaşa ettiği görülmemişti. Hoş ahlâkı ile tam insanlar arasında temâyüz ediyordu. Herkes O’nu iyilik ve hoş tavırlarıyla tanıyor ve saygı ediyordu.

Resûlullah, güç koşullar altında peygamberlik misyonuna başladı. İnsanlara doğru yolu göstermek için pek çok kasvetlere direndi. Yeryüzüne îmânı, adâleti, acımayı, muhabbeti yerleştirmek için çalıştı. İnsanların hem dünyalarını hem de ebedî olan âhiret yaşamlarını kurtarmak için kendisini helâk edercesine büyük bir çaba gösterdi.

Peygamberimizin Karakteri ve Nübüvveti hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ÖLÜMI

Peygamber Efendimiz’in vefâtına üç gün kala Cenâb-ı Hak her gün Cebrâil’i a.s. yollayarak Resûlü’nün hatırını sormuştu. Son gün olunca Cebrâil a.s. bu sefer yanında vefat meleği Azrâil a.s. de bulunduğu hâlde geldi. Cebrâil a.s.:

“–Ey Allâh’ın Resûlü! Vefat meleği senin yanına girmek için izin istiyor! Hâlbuki o, Sen’den evvel hiçbir Âdemoğlunun yanına girmek için izin istememiştir! Sen’den sonra da hiçbir Âdemoğlunun yanına girmek için izin istemeyecektir! Kendisine izin veriniz!” dedi. Vefat meleği içeri girip Peygamber Efendimiz’in önünde durdu ve:

“–Yâ Resûlallâh! Yüce Allâh beni Sana gönderdi ve Sen’in her emrine itaat etmemi bana buyurdu! Sen istersen rûhunu alacağım! İstersen, rûhunu sana vazgeçeceğim!” dedi. Peygamber Efendimiz:

“–Ey vefat meleği! Sen gerçekten böyle yapacak mısın?” diye sordu. Azrâil a.s.:

“–Ben, buyuracağın her hususta sana itaatla emrolundum!” dedi. Cebrâil a.s.:

“–Ey Ahmed! Yüce Allâh seni özlüyor!” dedi. Peygamber Efendimiz:

“–Allâh katında olan, daha hayırlı ve daha kesintisizdir. Ey vefat meleği! Haydi, emrolunduğun şeyi yerine getir! Rûhumu, canımı al!” emretti. Peygamber Efendimiz, yanındaki su kabına iki elini daldırıp ıslak ellerini suratına sürdü ve:

“–Lâ ilâhe illallâh! Vefatın, usları başlardan gideren ıztırap ve şiddetleri var!” emrettikten sonra, elini kaldırdı, gözlerini konutun tavanına dikti ve:

“–Ey Allâh’ım! Refik-ı A’lâ, Refîk-ı A’lâ yâni yüce arkadaş, yüce arkadaş!..” diye diye Rabb’ine dinlediği aşk ve iştiyâkın tezâhürü olan nice ulvî hâtıralarla dolu bir ömrü arkasında vazgeçerek bu fânî evrenden hakîkî kâinata hicret etti.

PEYGAMBERİMİZİN KABRİ NEREDEDİR?

Peygamber Efendimiz; 8 Haziran 632 senesinde Hicri 11, Rebiülevvel 12 Pazartesi günü, Medine’de ve 63 yaşında ölüm etti.

Peygamberimizin mezarı, Medine’deki Mescid-i Nebevî’nin içinde Ravza-i Mutahhara’da yer almaktadır. Riyazul Cenne başka bir deyişle Cennet Bahçeleri olarak da öğrenilir. Ravza bahçe anlamındadır.

Peygamberimizin Son Sözleri Peygamberimizin Mezarı Nerededir? Peygamberimizin Sadakattı hakkında daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Kaynaklar: 1 Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir, Hz. Muhammed s.a.v., DİA; 2 Osman Nuri Topbaş, Hazret-i Muhammed Mustafa 1, Erkam Yayınları; 3 Osman Nuri Topbaş, Son Soluk, Erkam Yayınları

ALAKALI HABERLER

PEYGAMBERİMİZİN ŞAHISSEL ÖZELLİKLERİ NELERDİR? HOŞ NEZAKET NEDİR? PEYGAMBERİMİZİN AHLAKİ ÖZELLİKLERİ NELERDİR? PEYGAMBERİMİZİN GÜNLÜK YAŞAMI NASILDI? PEYGAMBERİMİZ NASIL BİR HOCAYDI? PEYGAMBERİMİZİN SELÂMLAŞMA ÂDÂBI PEYGAMBERİMİZ NASIL TOKALAŞIRDI? PEYGAMBERİMİZİN KAPI ÇALMA VE İZİN İSTEME ÂDÂBI PEYGAMBERİMİZİN PAKLİK ÂDÂBI PEYGAMBERİMİZİN GİYİM KUŞAM İSMEBI PEYGAMBERİMİZİN YEME İÇME İSMEBI PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN SADAKAT MİSALLERİ PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN SÜKÛNET VE VAKAR MİSALLERİ PEYGAMBERİMİZ NASIL ŞÜKREDERDİ? PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN CÖMERTLİK MİSALLERİ ŞECAAT NEDİR? PEYGAMBERİMİZİN CESARETİ İLE ALAKALI MİSALLER PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN SABIR MİSALLERİ PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN İSAR MİSALLERİ PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN TEVEKKÜL MİSALLERİ PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN KANI MİSALLERİ PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN AHDE VEFÂ MİSALLERİ PEYGAMBERİMİZİN TEVAZUSU PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDAN HAYÂ MİSALLERİ

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN YAŞAMI

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

ALAKANIZI ÇEKEBİLİR

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HAYATIPEYGAMBER EFENDİMİZ’İN YAŞAMIPEYGAMBERİMİZ NE ZAMAN DOĞDU?PEYGAMBERİMİZ NE ZAMAN DOĞDU?PEYGAMBERİMİZİN HANIMLARIPEYGAMBERİMİZİN HANIMLARIPEYGAMBER EFENDİMİZ’İN AİLE HAYATIPEYGAMBER EFENDİMİZ’İN AİLE YAŞAMIPEYGAMBER EFENDİMİZ’İN EVLİLİK HAYATIPEYGAMBER EFENDİMİZ’İN KONUTLULUK YAŞAMICENNETİ MÜJDELEYEN HİKÂYECENNETİ MÜJDELEYEN HİKÂYEHAYATI EN AYRINTILI BİLİNEN TEK İNSANYAŞAMI EN AYRINTILI BİLİNEN Türkiye Elektrik Kurumu İNSAN

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir