İslamın Irkçılığa Bakışı

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 15:16

Cahiliye dönemin geçerli olan ve kabileye kayıtsız şartsız itaati içeren asabiyet anlayışı, günümüz ırkçılığının en basit şekliydi. Soyu ile övünmek, soy üstünlüğünü ve kabileciliği, diğerlerinin neseplerine hakareti öngören asabiyet kavramı zaman içinde yerini ırkçılık zihniyetine bırakmıştır. Irkçılık tarih süresince çeşitlenmiş, zulüm ve sömürüye sebep olan bir hastalık haline gelmiştir.

İslam dini, bütün insanları Hz.Adem’in çocukları olmakla eşitleyerek insanları dil, ırk ve renge dayalı her türlü ayrımcılığa kaldırmıştır. Bu nedenle hür ile köle, zengin ile fakir, siyah ile beyaz, kadın ile erkek ve daha pek çok şekilde ayrılan insanlık eşit ve kardeş kabul edilmiştir. Kuran’a göre insanların dillerinin ve renklerinin farklılığı Allah’ın ayetlerindendir. (Rum, 30/22) İnsanların bir erkek ve bir kadından yaratılması, kavimlere ve kabilelere ayrılmış olması karşılıklı tanışıp bilişmek içindir. (Hucurat 13)

İslam’da kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır. Yani Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olma ve ahlaki erdemlere bağlılıktadır. Peygamberimiz Veda Hutbesi’nde “Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.” diyerek İslam’ın ırkçılığa karşı tavrını açıkça ifade etmiştir.

Irkçılığı bir cahiliye zihniyeti olarak gören Hz.Muhammed (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde “Irkçılık, zalim de olsa kendi kavmine arka çıkmandır.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 111-112) buyurmuştur. Bir başka hadisinde ise ırkçılık uğrunda ölen kimsenin ölümünü “cahiliye ölümü” (Müslim, İmâre 57) olarak nitelendirmiş ve konuya dair noktayı şu sözleriyle koymuştur: “Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık davası uğruna savaşan bizden değildir. Irkçılık davası uğruna ölen bizden değildir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 111-112)

Kıyamet günü insanların ancak kalplerine ve amellerine bakılacaktır, o vakit soyun hiçbir önemi kalmayacaktır. Nitekim Allah bunu bize açıkça bildirmiştir: “Sûr’a üfürüldüğü zaman (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.” (Mü’minûn, 23/101).

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir