TAKVA VE MARİFETULLAH NEDİR?

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 17:05

TAKVA VE MARİFETULLAH NEDİR?

Takva ve marifetullah nedir? Takva ve marifetullah ile alakalı hadis ve ayetler nelerdir? Bu hadis ve ayetlerden ne kavramalıyız? Dr. Murat KAYA anlatıyor…

Hz. Âişe r.a şöyle emreder:

“Rasûlullâh Efendimiz s.a.v ashâbına bir şey buyurduğu zaman dâimâ ellerinden gelebilecek amelleri buyururdu. O zaman ashâb-ı kirâm:

«‒Yâ Rasûlâllâh, biz senin gibi değiliz. Allâh Teâlâ senin olmuş ve olacak günahlarına alan vermemiştir.» derlerdi.

Bunun üzerine Efendimiz s.a.v, gazap alâmetleri mübârek suratlarında belirecek kadar kızar ve ondan sonra da:

«‒En ziyâde takvâ sâhibi olanınız ve Allâh’ı en çok öğreneniniz kuşkusuz ki benim!» emrederlerdi.” Buhârî, Îmân, 13

BU HADİSTEN NE KAVRAMALIYIZ?

İmâm Buhârî r.a bu bâb’a başlık olarak şunları zikrediyor: “Nebiyy-i Ekrem s.a.v Efendimiz; «Ben sizin Allah’ı en çok öğreneninizim!» emretmiştir. Mârifet kalbin bir fiilidir. Zira Allah Teâlâ; «…lâkin kalplerinizin kazandığı antlar nedeniyle sizi muâheze eder…»el-Bakara, 225. emretmiştir.”

Evvelki kısımda fitnelerden kaçmanın îmandan olduğu ifade edilmişti. Bu ise ancak şahsın dindeki gücü nisbetinde reelleşir. Mü’min dînine sıkı sarılıp onu muhâfaza çabasına girecek ki fitnelerden korkarak insanlardan uzaklaşabilsin! Dînin gücü ise mârifetin başka bir deyişle Allah Teâlâ’yı kalpte tanımanın gücüne delâlet eder. Birey dînini güçlendirdikçe Allah’ı tanıması, mârifeti de güçlenir ve çoğalır.

İlim, îmân ve mârifet kalbin amellerindendir. Kalbin amelleri ise çok gururlu, bedelli ve önemlidir. Allah Teâlâ’yı ve Rasûlullah s.a.v Efendimiz’i hoşlanmak da kalbin amellerindendir. Bu cins kalbî amellere, diğer âzâlarla yapılan amellerden daha fazla ecir lûtfedilir. Bu ameller, tâatlerin azamiyi ve asfiyânın derecelerinin en üstünüdür. Bu nedenle birey, hoşlandığı ile birlikte olabilmekte, hoşlandığının bulunduğu makama çıkabilmektedir.

Diğer bir husus da kim bir kavmi ihlâsla hoşlanırsa, onların amellerini işleyemese de onların grubundan sayılır. Zira kalpleri arasında yakınlık hâsıl olmuştur. Bu muhabbet, büyük olasılık bireyi, o insanları taklit etmeye sevk edecektir. Bu nedenle şahsın, onlardan olması ve Cehennem’den kurtulması ümidiyle sâlihleri ve hayırlı insanları hoşlanması teşvik edilmiştir.

Buhârî’nin seçimine göre îmân çoğalır ve azalır. Bu hadîs-i şerif de onun kanıtlarından biridir. İnsanlar mârifet cihetiyle değişik değişik seviyelerdedirler. Onların en üstünü ise Rasûlullah s.a.v Efendimiz’dir. Allah Teâlâ’yı en fazla tanıyan ve O’na karşı en çok takvâ sâhibi olan Peygamber s.a.v Efendimiz’dir.

Sâlih ameller mü’mini yüksek derecelere çıkarır ve günahlarının bağışlamasına vesile olur.

İbâdette evlâ olan îtidâl üzere hareket etmektir. Mü’min, nâfile imanlar husûsunda efor yetirebileceği ve devam ettirebileceği bir seviyeye tâlip olmalıdır.

Sâlih bir insan, hâlinin hoşluğuna îtimâd ederek imanlara koşmayı terketmemelidir.

“Olmuş ve olacak günahların” ifadesi Fetih Sûresi’nin 2. âyet-i kerimesinden alınmıştır ve tekit güçlendirme için kullanılan bir kalıptır. Başka Bir Deyişle Cenâb-ı Hak, senin hiçbir günâh işlemene alan vermemiştir, demektir. En doğrusu, bu ifâdeyle Peygamber s.a.v Efendimiz’in mâsûm olduğu, günahlardan muhafaza edildiği hedeflenmiştir.

Buradaki “günah” sözcüğü için şu îzâhlar yapılmıştır:

– Günahtan maksat Peygamber Efendimiz’in ictihad yaparken evlâ ve efdal olanı değildi daha az doğru olanı seçim etmesidir. Bu seçim klasikte günah olmadığı hâlde, “günah” diye adlandırılması, Allâh Rasûlü’nün yüksek makam ve mansıbına nazarandır. Zira ebrâr’ın hasenâtı, mukarrabîn için seyyiât sayılabilir.

– Kimileri de demişlerdir ki, burada günahın işlenmesi hedeflenmeyerek terkibin tamı muâhaze olunmamaktan kinâyedir. Gelecek günah, senin duâ ve şefaatinle bağışlanacak olan ümmetinin bazı günahlarıdır.

– Bununla minik günahlar hedeflenmiştir. Zira minik günahlar ister yanlışlıkla, isterse isteyerek olsun, peygamberler hakkında caizdir ve bu günahlar onları, kendilerini hoşlanmaktan gözetirler.

– Bu, O’nun ümmetini istiğfara teşvik etmektir.

– Bu âyetin nazil olduğu yer ve ahvâl göz önüne alınırsa, açıkca anlaşılmaktadır ki burada affedilen günahlardan kasıt, geçmiş 19 yıl içerisinde Peygamber Efendimiz s.a.v önderliğinde İslam’ın dağılması için yapılan mücâdeleler, çalışmalar ve savaşlarda müslümanların yaptığı bir ekip kusurlardır. Bu hataları hiç kimse öğrenmemektedir. Hatta insan usu, bu samîmî mücadeleler içinde bir noksanlık arayıp bulmakta da âcizdir. Lâkin Allah Teâlâ nazarında, en hoş ve en yüce olma miktarına göre bu çalışmalarda öyle bir ekip hatalar oluyordu ki bunlardan dolayı müslümanlara müşriklere karşı kesin bir başarı nasib olmuyordu.

Allah Teâlâ’nın emîrinde şu denmek istenmektedir: “Şayet siz bu yanılgılarla çalışmalarınıza ve cihâdınıza devam etseydiniz, müşrik Arabları yenmeniz, onları alt etkeniz için daha uzun zaman gerekirdi. Ama biz tam bu yanılgıları ve hataları affederek, yalnızca kendi kerem ve lütfumuzla onları gidererek Hudeybiye’de size bu fetih ve başarı kapısını açtık. Bu başarıyı kendi mücadelenizle muvaffak olamazdınız.”

Burada şu nokta iyice anlaşılmalıdır: Rastgele bir gâye kısmetine bir topluluk bir çaba gösteriyorsa, bu çabanın noksanlıkları, yanılgıları, hatâları, o topluluğun liderine yönelir. Bu hatalar ve hatâlar, liderin şahsî hatâlarıdır anlamına gelmez. Gerçeğinde bu hatâlar tam o topluluk tarafından işlenir. Bizâtihi o topluluğun hareketlerinin neticeyidir. Ama mes’ûliyet liderde olduğu için yargılamalar lidere yöneltilir.

TAKVA NEDİR VE NASIL YAŞANIR?

ALAKANIZI ÇEKEBİLİR

TAKVÂ NEDİR?TAKVÂ NEDİR?TAKVA NEDİR VE NASIL YAŞANIR?TAKVA NEDİR VE NASIL YAŞANIR?MÂRİFETULLAH’A ERİŞMENİN İKİ YOLUMÂRİFETULLAH’A ULAŞMANIN İKİ YOLUTAKVÂ HASSÂSİYETİ NASIL ELDE EDİLİR?TAKVÂ HASSÂSİYETİ NASIL ELDE EDİLİR?ALLAH KATINDA DERECELERALLAH KATINDA DERECELERTAKVA NEDİR KISACA TANIMITAKVA NEDİR KISACA TANIMIİSLAM’DA TAKVA KAVRAMI NE DEMEKTİR?İSLAM’DA TAKVA KAVRAMI NE DEMEKTİR?

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir